Yazmayacağım ne varsa
Yazıyorum işte
Düşüncelerimle sevişmeyi bıraktım
Kalabalık azaldıkça
Kaldırımdaki gölgem büyüyor
Benim ve senin dışına taşıyor
Bir çift el kopuyor
Karanlıkta yolunu arıyor
-artık ikimiz de görmüyoruz-
Ağır aksak yürüdüğüm zamanlarda sana karşı
İnsanlara karşı dünyaya karşı inancım vardı
İmgelerim beni terk etti edeli
Ağzımda yorgun bir tat kaldı
Parmak uçlarımdaki ağrı
Gölgelerim benimle
dans ediyor
Yut/ku/na/mı/yor/um
II.
Böyle sabahlarda tamir edemediğim
Şeylerle açardım penceremi
-kaldırım sesleri henüz yoktu-
Şiirin gökyüzüne bakabilseydim
Karanlıktan çıkabilseydim
Seslerin arasından belki
Beni duyardın
Kimsenin okumayacağı bir düşlem bu
Kimsenin ciğerlerine çekmeyeceği
Sadece karın ağrısı hayaller taşıyoruz
Kendimize uzaktan baktığımızda
Merdivenlerden
İniyoruz
III.
Şiirim avuçlarımdan taşan bir meczup
Öyle ya tutunacak tek noktası yok içimde
Parçam parçan olduğunda
P/a/r/a/m/p/a/r/ç/a olduğumuzda
Tırnaklarımızdan doğar belki
Sensizlik ve sessizlik arasındaki harfler
İçimdeki kitabeleri adımla
Bırak dans etsin
Bırak aksın bilinen dillerde tüm hüzünlerin
Ben hepsini
Karanlığımda toplarım
26.3.26
Bir Cevap Yazın